My Blog
 
  Anasayfa  Netbul  Yardım  Bize Ulaşın  Çıkış
bsenel75
Yaş : 32
Cinsiyet : Bay
Yer : İstanbul
Eğitim : Lisansüstü
Çalıştığım Sektör : Satış/Pazarlama
Web Sayfam :
Sevdiğim Müzik Türleri : Türkü ( altın hızma, sen gelmez oldun favorilerim ), bazı opera klasikleri ( phamtom of the ghost en favorim ), enstrüman müzik özellilkle ney
Tuttuğum Takımlar : Tranzonspor, Essondon ( AFL Avustralya )
Yaptığım Sporlar :
Buz PateniFutbolKoşu
ParaşütYürüyüşYüzme
Hobilerim : Futbol, Yamaç Paraşütü, MotoCross GP, Buz Pateni, Yürüyüş, halk oyunları,
Sigara : Nefret Ederim
Yaşarım : Ailemle
Yazılarım  

Renklerin Yaşam ve Sağlığa Yansıması

30.04.2008 Sağlık

 

RENKLERİN YAŞAMA VE SAĞLIĞA YANSIMASI

Renk insan Varolluğundan beri, insan yaşamına enerjisiyle giren; kişisel zevk ve tercihlerle yaşamın, kültürün ve hastalığın ve sağlığın; yani aslında insanın var olduğu her ortamda; bilimsel verilere de dayanarak varlığını, etkisini ve gücünü ispatlamış sanatta olduğu kadar psikolojide de tedavide ve teşhiste yer kazanmış nemli bir olgudur.   

 RENK VE PSİKOLOJİ

İnsan psikoloji ile rengin doğrudan ilişkisi vardır. Her insanın mizacına uygun bir renk dünyası vardır. Sanat eğitimcisi ve renk kuramcısı J. Itten; “ mavi gözlü sarışın, pembe tenli insanların daha çok belirgin saf renklerden ve yalın renk kontrastlarından hoşlandıklarını, yumuşak ve aydınlık renkleri sevdikleri belirtmiştir. Siyah saçı esmerlerin ise koyu ton ve koyu tonlar içinde yanan güçlü renklerden hoşlandıklarını ifade etmiştir.

Renklerin psikolojik özellikleri özetlendiğinde; mavinin derinlik ve sonsuzluğu; kırmızının hareketi, coşkuyu; sarının dengesizlik ve çılgınlığı; beyazın saflığı ve dürüstlüğü; morun melankoli, duygusallık ve içe dönüklüğü; siyahın karamsarlık ve hüznü; yeşilin mistik ve tutuculuğu ifade ettiği belirtilmiştir. Kasapların ve et reyonlarının yeşil olması etlerin kırmızı ve taze görünmesini sağlaması, pastanelerin ve lokantaların turuncu, pembe ve siyah tonlarda boyanmasının iştah artırdığı bilinmektedir. Sıcak tonlardaki oda duvarlarının rengi, insana odanın normal sıcaklığından birkaç derece daha fazla sıcak olduğu hissini yandırdığı ifade edilen bir durumdur.

Şişman insanların zayıf görünmek için dikine çizgili ve oyu tonlar tercih ettikleri, sıcak giysilerin insanları çekici yaptıkları düşüncesi, renklerin insan psikolojisi üzerindeki ince ama önemli detaylardır.

 RENKTE FİZİKSELLİK

 Cisimlerin renkleri ancak ışıkta görülebilmektedir. Bir cismin rengi, kendisine gelen güneş ışınlarından yansıttığı renk ile anılır. Örneğin, tüm renk ışınlarını yutan bir cisim siyahtır, öte taraftan tüm renk ışınlarını yansıtırsa beyaz olarak algılanır.

Renkler bir tür elektro manyetik enerji olan titreşim halindeki ışık dalgalarıdır. Her renk farklı dalga uzunlukları ve titreşim sayısına sahiptir.     

 RENKLERİN ETKİSİ

 Renklerin insan davranışı ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği bugün kesinleşmiştir.

Kanada da bir okulda yapılan deneyde, odaların renk ve ışık düzenlerinin değiştirilmesi ile bazı öğrencilerin zekâ düzeylerinin ve disiplin sorunlarının üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir.  Yapılan deneylerde, pembe renge bakan kişilerin rahatladıkları, kırmızı, turuncu e sarı gibi sıcak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldiği, nabzın ve solunumun hızlandığı, terlemenin çoğaldığı, mavi rengin ise tam tersi etki yarattığı belirlenmiştir.

Araştırmalar, insanların en çok mavi rengi sevdiklerini, bunu kırmızı ve yeşilin takip ettiği göstermiştir. Erkeklerin yeşil, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken; bayanların firuze yeşil, açık mavi, pembe gibi açık-uçuk renkleri, çocukların ise mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkleri daha çok sevdiklerini göstermektedir.  

Bir binada sarı renkte boyanmış bir tavan, odayı daha yüksek, sarı renkli duvarlar ise daha geniş gösterir. Kliniklerin sıcak renklere boyanması, beyaz rengin hastalarda var olan hüzün duygusunu azaltır. Ayaküstü hazır yiyecek satan dükkânları duvarları iştah açtıran portakal rengine boyanırken yarış arabalarında kırmızı veya turuncu-sarın renkler tercih edilir. Aslında bir renk olmayan daha doğrusu renksizlik olan siyahta makam araçlarının klasik rengidir. 

 Siyah: Ağırbaşlılığın, soyluluğun, yasın, üzüntünün ve kaybetmenin rengidir.

Hırslı, inatçı, tutkulu insanlar siyahı çok severler. Varolmanında rengi olan siyah, makam arabaların da gücün simgesi olarak kullanılmaktadır.

Korku, umutsuzluk ve ölümü de çağrıştıran siyah dekorasyonda zarafetin ve şıklığın işaretidir.

Siyah rengin insan sağlığı üzerindeki etkilerine bakıldığında, siyahın konsantrasyon sağlamada olumlu etkileri olduğu bilinmektedir. Siyah seven insanların; inatçı ve dirençli oldukları gözlemlenmiştir. Özgüveni motive eden, önemli bir renktir. Çocuklarda ise, siyahla büyüyen çocukların normlara başkaldırdığı, kararlarını kendileri almayı seven, inatçı, hırslı çocuklar oldukları görülmüştür.

 Kırmızı: Her ortama enerji verir. Aşk, sevgi, şehvet, heyecan ve günahı sembolize eder. Hormonsal artışı sağlayan, cinsel aktiviteyi artıran ve yaraların iyileşmesini kolaylaştıran kırmızı düşünceyi de etkiler.   

Ana renklerden biri olan ve birçok insanın ilk tercihlerinden biri olan dominant ve dinamik renk olarak tanımlanabilir. Harekete geçiren etkisiyle bakan kişinin ilgisini toplar ve yoğunlaştırır.

Kırmızı renk dekorasyonda da girdiği her ortama hayat ve enerji verir. Güçlü, yoğun ışık olduğu zaman kırmızı bir mekânda daha fazla vurgulanır.

Kırmızının simgeleri; ateşin, tutkunun, öfkenin, tehlikenin ve yıkımın sembolüdür. Romalılar ve Spartalılar savaşlarda motivasyonu sağlamak için kırmızı bayrak kullanmışlardır. Bu durum; adrenalin açığa çıkmasını sağlayarak enerji düzeyinin yükselmesine yardımcı olur.

İnsan sağlığında kırmızı, hormonal artışı sağlayan, cinsel aktiviteyi artıran ve yaraların iyileşmesini kolaylaştıran, insan organizmasındaki faaliyetinin yanı sıra vücuttaki dengenin dağılmasına da yardımcı olan bir renktir.

Kan basıncı ve nabız seviyesini artırdığı gibi belli bir süre sonra bu durum tam tersine de dönebilir.

Aynı şekilde kırmızın insan psikolojisindeki etkileri de şu şekilde sıralanabilir;

Kırmızı; yorgunluğu artırır, sinirlerin bozulmasına sebep olabilir. Yaratıcı düşünceyi kuvvetlendirir. Kırmızı rengin tercihi daha çok dışa dönük ve hayal gücü yüksek insanlar tarafından tercih edilir. Üretici etkinliği harekete geçirmek ve pozitif düşünceyi canlandırmak içinde etkilidir. Kırmızı ve çocuklar; fiziksel anlamda tembel çocuklara zindelik verir. Hiperaktiviteyi artırıp, huysuzluk verebilir. Bu yüzden saldırgan çocukları kırmızıdan uzak tutmak gerekebilir.

Sarı: Mutluluk, korkaklık, ihanet, akıl, hastalık, misafirperverliliği temsil eder. Sarı renk geçiciliğin ifadesidir. Zekânın rengidir. Eğlenceyi, keyfi, neşeyi de tanımlar. Aynı zamanda sarının koyu tonları, hastalığı, ihaneti, korkunçluğu da çağrıştırır. Altın sarısı ise onur, alet ve sadakati temsil eder.

Dekorasyonda sarı, dikkat çekiciliği ve ayırt edilebilme özelliğinden dolayı, güvenlikle ilgili birçok alanda vurgulanması ve göze çarpması istenen her noktada sarı kullanılır.

Sarı ve çocuklar; sarı çocuklarda zihni hareket geçirir. Uzun süre bakması en zor renktir. Ama parlaklığı ruhu besler.   

 Yeşil: Dinlendirici bir renk olan yeşilin yorgun insanlar üzerinde yatıştırıcı sakinleştirici bir etkisi vardır. Ferahlık ve sükûneti sembolize eder. Özellikle zümrüt yeşili ortak hedefler için çalışmayı hızlandırır, ayrıca bireysel hedeflerin gerçekleşmesine yardımcı olur. Yeşil güven duygusunu anlatır bu yüzden bankaların tercih ettiği bir renktir. Savunma sektöründe, askeri alanlarda, doktorların ameliyathane ve klinik giysilerinde yeşil bu amaçla kullanılmıştır.

Dekorasyonda yeşil, gözleri dinlendiren, heyecanı yatıştıran, bir renk olduğu için huzur verir. İlkbaharı çağrıştıran özelliği ile uygulandığı her mekâna temiz hava ve canlılık katar. Yeşil, aşama umudunu, bereketi simgeler.

 Turuncu: İştahı harekete geçirir bu nedenle yemek odalarında kullanılır. Ayrıca yeni doğum yapmış anne sütünü artırıcı etki yaptığı da bilinmektedir. Saygı nezaket gibi duyguları vurguladığı için sosyal iletişimlerin yaygın olduğu ortak kulanım alanlarında da tercih edilmektedir.

Turuncu; sıcaklık, neşe, telaş ve bilgeliğin sembolüdür. Psikolojide turuncu hayatı daha mutlu algılamayı sağlar. Bu rengin tüm tonları depresyon için birebir ilaç olarak değerlendirilir. Bununla beraber turuncu kırmızı gibi dışa dönük ve heyecan vericidir. Turuncunun çocuk gelişimindeki etkiler, sessiz ve utangaç bir çocuğun kabuğunu kırması için en uygun renk olduğu söylenmelidir. Bu rengin samimiyeti vurgulayan doğası, çocuklar arasındaki etkileşimi artırır ve pasif bir çocuğun katılımcı olmasına yardımcı olur.

 Mavi: Sakinleştirici özelliğiyle tanınan mavi, denizin gökyüzünün rengidir. Mavi gerçekliğin, bağımlılığın, sakinliğin, samimiyetin ve sezginin rengidir. Dekorasyonda mavinin etkisi; fis ve ev ortamlarında mekânsal ferahlık, serinlik veren etki yaratır. Çocuk odalarında mavi kullanıldığında çocukların sakinleştiği gözlenmiştir. Mavinin çocuklarda iletişimi artırdığı ve sakinliği sağladığı bilinmektedir.

 Beyaz: Saflığın, temizliğin, barışın, kutsal sayılan kavramların, ahlakın, ışığın rengidir. Mutluluk ve huzur verir. Masumiyetin sembolü olan beyaz, insan psikolojinde özgürlüğü seven, çatışmadan uzak, toleranslı, iyiliksever kişilerce tercih edilir. Çocuk gelişiminde beyaz, çocukları olumsuz durumlardan, olumluya yönlendirir. Beyaz ortamlarda çocukların; temizlik alışkanlıklarını daha çabuk edindikleri görülmüştür.

 Gri: Gri, gözün en rahat ayırdığı, algıladığı renklerden biridir. Diplomatik ve ağır bir renktir ama hareketsizliği, yavaşlığı ve ciddiyeti temsil eder. Silahlı kuvvetlerde her yeri griye boyarız. Puslu bir hava gibi yaratıcılığı öldürdüğü ileri sürülür.

Pembe: Uzmanlar pembe giyenlere hizmetlerinden dolayı ödeme yaparken kendimizi daha hissettiğimiz tespit etmişler. İngiltere de Boots ve Marks and Spencer mağazalarında tüm tezgâhtarlar pembe gömlek giymektedirler.    

 SONUÇ:

Renklerle uğraş medeniyet varolduğundan bu yana sağlık, sanat ve eğitimde önemli bir olgudur. Yetişkinlerde ve çocuklarda sosyal yaşamda veya hastanede her nerede olursa olsun psikolojik ve duygusal yapının içsel ifadesidir. Renkler. Renk tercihi ile kültürel yapı arasında sıkı bir bağ vardır. Siyasi, dini, iklimmatik özellikler bireylerin renk tercihini belirlemede psikolojik yapı kadar etkilidir. Doğadaki uyumun insan sağlığına bir yansıması olarak ta kabul edeceğimiz renkler insan hayatının gelgitlerinin yansıması olarak kabul edebiliriz.

Hanry Mattisse; “ bana büyük hastanelerin duvarlarını verin. Oraya yapacağım resimlerle hastaların bütün dertlerini kısaltacağımı iddia etmiyorum. Ama nekahet devresini kısaltacağımdan eminin” derken renklerin insanın iç dünyasına olumlu etkisini vurgulamak istemiştir.

İnsan hangi cinsiyetten ve meslekten olursa olsun basit renk bilgileri ile kendisini ifade edebilir, ruhsal eğitimine yardımcı olabilir ve aynı zamanda mekanlara ve çevreye daha fazla değer katabilir.

 Sevgilerler

Bülent ŞENEL

 

 Devamı
Yorumlar
Yorum Bulunamadı.

Susuyorum Artık

30.04.2008 Günlük Yaşam

 

Susuyorum Artık..



Ne keyifle okuduğum şiirler ezberimde, ne de bağıra çağıra söylediğim şarkıların sözleri. Dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum...

Sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen o harika melodilerin de tadı yok? Peki ya o yağmurda iliklerime kadar ıslanmalarımı kim çaldı benden? Bilmiyorum!

Susuyorum artık... Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum. Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik…

Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki. Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta, şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor. Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim...

Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla. Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum...
Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde? Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan…

Öyle anlamsızki yaşadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor. Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum…

Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime su serpecek elin sahibini... Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini… Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan. Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken... Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı... İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan.

İşte yine susuyorum; siyah bir geceye dönüyor her anım ve okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor... Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum. Elimden kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri…

 Devamı
Yorumlar
Yorum Bulunamadı.

Sosyal Girişimcilik

30.04.2008 Siyaset-Politika

Sosyal Girişimci Kimdir?

Sosyal girişimciler toplumun en önemli sorunlarına yenilikçi çözüm yolları bulan bireylerdir. Toplumsal sorunlarla mücadelede ve geniş ölçekte değişimi sağlayan yeni fikirler geliştirmekte hırslı ve kararlıdırlar.

Sosyal girişimciler, toplumsal sorunların çözümünü devlete veya iş dünyasına bırakmaktansa, sorunun nereden kaynaklandığını bulur ve sistemi değiştirerek sorunu çözerler. Çözüm yollarını geniş kitlelerle paylaşırlar ve tüm toplumu yeni adımlar atması için ikna ederler. 

Sosyal girişimciler, kendilerini bulundukları alanda toplumsal dönüşümün gerçekleşmesine adarlar. Vizyoner ve gerçekçidirler. Hayallerinin, yeni fikirlerinin uygulanabilir olması onlar için herşeyin üzerindedir.

Her sosyal girişimcinin yeni fikri uygulanabilir, kolay anlaşılır, etik ve o bölgede yaşayanların geniş desteğini mobilize eder olmalıdır. Böylelikle bireyler, kendi hakları için ayağa kalkarak bu yeni fikri uygulamak için harekete geçerler. Bir anlamda sosyal girişimciler, harekete geçilirse her şeyin mümkün olduğunu kanıtlayan rol modelleridir ve yerel değişim yaratıcılarının liderleridir.

Geçtiğimiz son 20 yılda, yurttaş sektörü, iş dünyasının çok öneceden öğrendiği bir şeyin farkına vardı: lider bir sosyal girişimcinin yeni fikri kadar güçlü hiç bir şey yoktur.

Neden "Sosyal Girişimci"?

İş dünyasının yüzünü değiştiren girişimciler gibi, sosyal girişimciler de toplumsal dönüşümün önemli araçlarıdır. Başkalarının göremediğini görerek yeni fırsatlar yaratırlar, sistemleri değiştirirler ve yeni yaklaşımlar bularak toplumun önemli sorunlarına çözüm getirirler. Ekonomik bir girişimcinin yeni sanayiler kurması gibi, sosyal girişimciler de toplumsal sorunlara yenilikçi çözümlerle yaklaşır ve bu çözümleri geniş ölçekte uygularlar.

 Devamı
Yorumlar
Yorum Bulunamadı.

Yamaç Paraşütü Başlangıç Eğitimi

24.04.2008 Eğitim

Arkadaşlar, belki reklam gibi olacak ama  2008 yamaç paraşütü eğitim programı açıklandı. Bu sene boluda yapılacak. Güzel tarafı organizasyon yamaç paraşütçülüğünü sevdirmek amaçlı olduğu için kurs ücretsiz. Sadece 100 YTL katılım payı alınıyor. ben geçen sene katılmıştım, çok mükemmel bir ortam ve güzel bir sosyal aktivite. Ayrıca güzel dostluklar kurmak için bulunmaz bir fırsat. Detayları web sitesinden öğrenebilirsiniz.

BOLUSPORTIF YAMACPARASUT BASLANGIC EGITIMI

    Bolu Sportif HavacIlIk Dernegi ve THK ortak girisimi ile Bolu´nun Abant Bolgesinde gerceklestirilecek olan Yamacparasut Egitimimizin ayrIntIlarI belirlendi.

          Bolu Sportif HavacIlIk ve Doga SporlarI Dernegi bir yenilige daha imza atarak "Yamacparsut BaslangIc Egitimi" programInI bolgesel olarak Bolu´nun Abant Bolgesinde Gerceklestirecek.

          Yelkenkanat egitim programI  13 MAYIS - 24 MAYIS 2008 tarihleri arasInda Abant da yapIlacaktIr. Kurs icin son basvuru tarihi 02 MAYIS 2008 dir.

          Verilecek egitim, Bolu Sportif HavacIlIk ve Doga SporlarI Dernegi ile THK ortak girisimi olup, THK pilotlarI tarafIndan verilecektir. Bu organizasyonu gerceklestirirken THK, Bolu Valiligi, Bolu Belediyesi ve A.I.B.Ü nin tam destegini gormekteyiz. Bu kurs bolgesel olarak ilimizde yapIlacak olmasI hava sporu meraklIlarI icin buyuk bir fIrsattIr.

          Egitim hakkInda ayrIntIlI bilgi icin sitemizi ziyaret edin...

http://bolusportif.net                www.bolusportif.org            www.bolusportif.com

Sevgilerle

Bülent ŞENEL

 

 Devamı
Yorumlar
Yorum Bulunamadı.

Sensizlik

18.04.2008 İlişkiler

SENSİZLİKK :)

Biliyorum konusacak birseyimiz kalmadi, paylasacak hic bir seyimiz yok. Yine de yüregimden gücümün yettigi yere kadar sana sesleniyorum, seninle konusuyorum... Bugün sana olan kirginligimi rafa kaldirdim, sevgimi aldim avuclarimin arasina, ona siginiyorum... Cümlelerimi kisalttim, kelimelerim buruk, gülüslerim istenmeyen dudaklarimda...

Bir ihtimal gelisine sigindigimi farkettiysem de, engel olamadim gurursuz ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hos tutmak istiyorum, imkansiz olan her rüyaya inanasim geliyor... Bir cocuk gibi isteklerimi bastiramiyorum... calmayan telefonuma elim gidiyor, sana halen bende oldugunu israrla yazmaya calisiyorum... Bende olan seni, hic kirmadim, degistirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasil oldugunu, gülüp gülmedigini anlamsiz bir sikintiyla merak ediyorum...

İcimdeki güzelligine inanip inanmamani artik umursamiyorum! Üsüyorum, bu üsüme yalnizligimdan geliyor ve sariyor her tarafimi...  Tutunabilecegim hicbir güzellik yok, hatirlamaktan usanmayacagim anilarim disinda... isinabilmek icin onlara sariliyorum... Anlamsiz ve cevapsiz sorular hihzirca siritiyor, ben görmemeye calisiyorum... Düsler uzak gibi görünüyordu ama yakindi...

Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini ac desem kapatacaksin  ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldim ama bakmadim falima... Gözlerimi gelislere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemis
itiraf etti sonunda... Düsüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam degil...
Gelseydin, kendimi unutup sana kosacaktim, susturacaktim icimdeki isyani, kavgalarin ortasinda bir günes gibi dogup isitacaktim yüregini, sevincten aglayacaktim bu defa, mutluyken hemen sarhos olmusum gibi, dokunacaktim, sarilacaktim. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de  hic niyetin yoktu aslinda... Kendimi kandirdigimi anladigimda agliyordum...

Eskiden kimi sarkilarin ne kadar anlamli oldugunu düsünürken, simdi ayriligin ardindan calinan her sarki umutsuzlugumu ve sevgimi anlatiyormus gibi geliyor... Sevdigim ne cok sarki varmis, bunu senin gidisin gösterdi bana...
Her sarkida sen varsin, her yerde, her gördügüm insanda, denizde, gecede, uykumda... Nasil beceriyorsun her yerde olabilmeyi... Bu bir marifetse eger, neden benim yanimda degilsin ki?  Gözyaslarim asilligini yitiriyor ve yenik düsüyorum sevdana...

Gittin! Belki de hic gelmemistin ben, geldigini sandim... Ayak uyduramadim  yorgunluguna... Dudaklarina düslerindeki öpüsü konduramadim...

Kimi zaman bir cocuk oldum gülüslerinde simaran, kimi zaman bir erkek;  dokunuslarinda kendini bulan... Ama! En cok da imkânsizin oldum...

Her gelisimde bir kez daha gönderdigin oldum... inanamadigin, Yenemedigin,üzerinden atlayamadigin korkularin oldum... Agladigin, bagirdigin ya da sustugun isyanin oldum, sessizce bosalan gözyaslarin, birikmisligin oldum... Yüregindeki erkek ben olmak isterken yüregine siginan ve tozlanacak olan bir ari oldum... Haketmediklerin, artik yeter dediklerin ve herseyin olmak isterken belki de hicbir seyin oldum... Söylesene ben gercekten senin neyin oldum?
Sesin hep uzaklari cagiriyordu, ben üstüme alindim, sana geldim... Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenisi sahiplenir miydim?

sŞimdi bir mevsimlik ask kaldi avuclarimda sadece bir mevsim yasanan ama bir ömür gibi gelen ask... Kalbime henüz söyleyemedim gittigini, ögrenirse onun da aci cekmesinden korkuyorum... Seni halen  benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum... Gittin! Sevdamin yokluguna alisabilirim belki ama sesinin uzak yollarin sonunda olmasi acitiyor icimi... Suskunlugun en büyük silahindi, suskunlugunla vurdun beni asil aci olan, canimi acitan unutulmak...

Söylesene unutulmak kime yakisiyor?
Unutan sen olsan da sana bile yakismiyor ...

Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor... Görüyorsun iste, ask´a ve sana ihanet etmiyorum benim kirginligim ask´a... Sen üstüne alindin...

Sevipte Sensizlik Yaşayanlar İçin

Sevgileler

Bülent ŞENEL

 Devamı
Yorumlar
Yorum Bulunamadı.

Çıkarıyorum seni hayatımdan

16.04.2008 Günlük Yaşam

Çıkarıyoreum seni Hayatımdan
Çıkarıyorum seni kelimelerimden, yazılarımdan, hayatımdan… Kolay olmayacak biliyorum. Ama kolay olan ne vardı ki bizim ilişkimizde. Hep kapalı kapıları zorladık seninle… Aşılamayacak engellerin üzerinden gelmeye çalıştık. Hep karanlıkta, hep koskocaman bir boşlukta koşup durduk. Birbirimizi bulmaya, birbirimizin olmaya çalıştıkça daha da uzaklaştık, daha da koptuk birbirimizden. Ben sana gelmeye çalıştıkça, elimi uzattıkça sen hep bir adım geri kaçtın. Mücadele eden ben; kaçan, korkan hep sen oldun! Sen bana arkanı döndükçe ben hep arkandan seslenen, gitme diye yalvaran oldum… Yanımda kalman için önüne duvarlar ören, engeller koyan ben şimdi anlıyorum ki yanımda olan sadece bedeninmiş, yüreğin değil! Dedim ya kolay değildi yaşadığımız şeyler; benim sana “seni seviyorum” dediğimde senin susman, konuşmaman; ben sana geldikçe senin kaçman ve benim sürekli her yerde seni aramam kolay değildi… Her insan hak ettiğini yaşarmış ya sevdiğim! Sen hak etmediğini, beni, benim aşkımı yaşadın. Verdiğim sevgi, hissettiğim aşk senin hak ettiğinden çok çok fazlaymış meğer. Kim bilir belki de bu yüzden böyle oldu. Benim aşkımmış sana asıl ağır gelen… Bu yüzden hep kaçmayı, kolayı seçtin. Karşılaştığın ilk engelde arkanı dönüp gitmeye kalktın. Bir kere de üstesinden gelebilirim bunun demedin, diyemedin. Benim payıma düştü hep engeller, karanlıklar, zorluklar…

 Şimdi o zorluklara bir yenisini daha ekliyorum ve bu sefer benim için hiçte kolay olmayan bir şey yapıyorum: seni hayatımdan sonsuza kadar çıkarıyorum. Çünkü anladım ki sen yüreğime ışık tutan, bana yol gösteren sandığım o büyük aşk değil, yolumu gidilmez yapan, kapkaranlık bir boşluksun. Bu yüzden vazgeçiyorum senden, aşkımdan, sevgimden belki de en önemlisi kendimden… Korkuyorum anlıyor musun? O boşlukta yapayalnız kalıp, yönümü hiç bulamamaktan korkuyorum. Günün birinde beni bırakabileceğin, gidebileceğin, sevgimin biteceği korkusu, yerini; yolumu bulamama, kendimi o boşlukta kaybetme korkusuna bıraktı. O yüzden;

 GİT ŞİMDİ… Yanına sevgimden kalan sevgi parçalarını da al ve git. Çık hikâyelerimden, yazılarımdan, hayatımdan…

 Devamı
Yorumlar
Yorum Bulunamadı.

İstatistikler
 

 
MyBlog Anasayfa | Kullanım Koşulları | Yardım | Netbul | Bize Ulaşın