|
ROUGEROSE
|
|
|
|
|
|
Yaş
|
: |
45
|
|
Cinsiyet
|
: |
Bay
|
|
Yer
|
: |
İstanbul
|
|
Eğitim
|
: |
Lisans
|
|
Çalıştığım Sektör
|
: |
Eğitim
|
| Web Sayfam |
: |
|
|
Sevdiğim Müzik Türleri
|
:
|
TÜRK HALK, TÜRK SANAT
|
|
Tuttuğum Takımlar
|
:
|
FENER
|
| Yaptığım Sporlar |
: |
|
|
Hobilerim
|
: |
ŞİİR , EDEBİYAT,TIYATRO
|
|
Sigara
|
:
|
İçmem
|
|
Yaşarım
|
:
|
Ailemle
|
|
 |
Yazılarım |
|
|
|
AŞK A DAİR
18.06.2008 Eğitim
|
|
|
|
|
BİR AŞK SÖYLEMİNDEN PARÇALAR
|
|
eselena
|
|
|
|

Hiç aşık olamayanlar, aşık olabilenlere göre bir çok şeyi eksik yasarlar. Ama bence en dokunaklısı, hayati algılama biçiminin değişebileceği gerçeğini fark etmeden yaşayıp gitmeleridir.
Öncelikler sıralamasının alt üst olabileceğini hiç bilememek bir eksikliktir.. dehşetli bir korkuyu ve dehşetli bir korkusuzluğu yan yana hiç yaşamamış olmak da öyledir ama, ölümün bile korkutucu olmayabileceği gerçeğini farkına varamamak, asil o, epeyce yoksullaştırır hayati...
Aslında aşık olamayanların "eksik yasama" listesi hayli zengindir ama benim en fazla ilgimi çeken, "bekleme"nin, onların hayatında bütünüyle farklı bir anlam taşımasıdır. Hiç aşık olmamış biri, ´beklemek´ nedir bilmez çünkü! Kaygı içinde beklemenin büyüsünü hiç tatmamıştır.. en küçük bir gecikmenin yaratabileceği iç fırtınaların gücünden habersizdir ve yaklaşmakta olan kederleri hissederek, ama büyülenmiş gibi kıpırdamadan beklememiştir hiç... Bütün ihtimalleri abartarak beklemenin yarattığı duygu karmaşasını da bilemez tabii...
En sözüne sadık, en dakik aşığı bile beklerken nasıl endişe duyulabileceğini, bekleyişin arkasındaki sonsuz haz ihtimalinin, korkuların, umut ve umutsuzlukların saklı olmasının ne demek olduğunu hiç anlayamaz, aşık olamayanlar.
Ama, aşık olan bekler... Ve beklerken o da beklemeyen insanları anlamaz hiç, tıpkı, beklemeyenlerin onun gerginliğini anlamadıkları gibi.
Aşık olan için beklemek, onun gerçeğidir, bekleyişinin dışındaki her şey onun gerçeğiyle çelişir. Çevresiyle ilişkisi kesilir, sesler usulca uzaklaşmaya baslar, bekleyişiyle arasına girebilecek her şeyden kaçınır..bekleyisinin tadını çıkarabilmek için dış dünyayla bütün ilişkisini koparır.
Peki hangisi daha çekici gelir size?
Bekleme böyle kaygılı ve ağır yasansa bile, ardından, bütün düğümleri çözebilecek tutkulu bir beden tarafından kurtarılma ihtimali mi daha çekici, yoksa, hayatin bu cömert bağısını reddederek, aşksız ama kaygısız ve beklemesiz yasamak mi?
Hiç aşık olmamak; hiç beklememek, hiç aşk acısı çekmemek demek.
*Winnicott´a göre aşk ilişkisinde bekletenler, aşık olmayanlardır. "Ben bazen beklemeyen kişiyi oynamak isterim" diyor Winnicott. "Başka bir yerde oyalanmayı, geç gelmeyi denerim; ama her zaman yenilirim bu oyunda; ne yaparsam yapayım, boşuna.. tam zamanında, hatta saatinden önce, orada olurum. Aşığın kaçınılmaz kimliği budur".
*"Bekletmek her iktidarın sürekli ayrıcalığı, insanlığın bin yıllık eğlencesi diyor Evelyne Bachellier.
Ama bekletmenin de bazı riskleri vardır bence, öyle uzun uzun beklerken neyi ve neden beklediğinizi çözümleyip, kendinizi bu sapmadan kurtarma ihtimaliniz her zaman mevcuttur, tıpkı su hazin hikayede olduğu gibi.
*"Bir zamanlar yüksek görevli bir bürokrat bir yosmaya tutkunmuş. Kadın, ´yüz gece boyunca bahçemde, penceremin altında bir tabureye oturup beni beklersen, senin olurum,´ demiş. Doksan dokuz gece sessiz sedasız beklemiş yüksek görevli, ama doksan dokuzuncu gecenin sonunda oturduğu yerden kalkmış, taburesini koltuğunun altına alıp gitmiş."
Atilla İlhan´ın dediği gibi, "İnsan sevdiğini bırakmaz, sevmek bırakır insanı" bazen!
Hem de tam beklerken ve de tam o gelecekken.
|
|
|
|
|
| Devamı |
 |
Yorumlar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TUTSAM ELLERİNDEN AĞLARSIN.
11.06.2008 Günlük Yaşam
|
|
|
Tutsam ellerinden ağlarsın.
Benek benek büyür karanlığım.
Nokta nokta korkutur seni.
Tutsam ellerinden ; ağlarsın
Toprak kokar avuçlarım , kan kokar.
Ben hoyrat gecelerde boy atmış fidan,
Boz bulanık sularda yıkanmış , arınmışım.
Geceleri çok yakınım yıldızlara,
Işığa çıkınca bir karışım.
Tutsam ellerinden ağlarsın.
Doğduğum köyü bir bilsen.
Gece gecemden büyük,
Acısı acımdan derin.
Tutsam ellerinden , üşür ellerin!
|
|
|
| Devamı |
 |
Yorumlar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
günün birinde
11.06.2008 Günlük Yaşam
|
|
|
Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.
İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.
Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su´ya aşık olmuştur.
İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, "Sırf senin hatırın için ey su" diye...
Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki,
çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.
Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba "Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar.
Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.
Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der. Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...
Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.
Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine...
Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki;
"Seni ben, gerçekten seviyorum."
Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye.. Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Sonra şöyle der doktor:
"Hastanın durumu ümitsiz artık elimizden birşey gelmez."
Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki:
"Çiçeğin bir hastalığı yok dostum... Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der.
Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece "SENİ SEVİYORUM" demek yetmemektedir...
|
|
|
| Devamı |
 |
Yorumlar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İNAN
11.06.2008 Eğitim
|
|
|
Sahra
Yıldırım misali parladım söndüm
Gözlerin dağıttı ordumu Sahra.
Saddam´ın elinde Kuveyt´e döndüm
Aşkın işgal etti yurdumu Sahra...
İlk gönül yaramı zaman sararken
Doluya tutuldum rahmet ararken
Ayaklar altına atıp kırarken
Gururum dilini yordu mu Sahra?...
İnan ne bahtıma ne sana küstüm
Talihin kahrını bağrıma bastım
Eşimden dostumdan umudu kestim
Tanrı´dan beklerim yardımı Sahra!...
Sakın mağrur olma,övünme aman!
Acıyan bulunsun düştüğün zaman
Yamanmış feleğin sillesi yaman!...
İnsafsız vuruyor vurdu mu Sahra!...
|
|
|
| Devamı |
 |
Yorumlar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
BİR MEMET VARDI
11.06.2008 Günlük Yaşam
|
|
BİR MEMET VARDI
BİR MEMET VARDI ORADA , REİS’ İN MEKANIN DA,
MEMET HER AKŞAM UĞRARDI REİS İN MEKANINA,
SERİNLEMEK İÇİN ,İSTERDİ BİR BİRA, BİRASINI YUDUMLARKEN ,DALARDI ALEMİNE,
BEN ASKERDE JANDARMAYDIM , DERDİ,SENİN GİBİLERİN ASKER’ E BEN ÇAĞIRIRDIM DERDİ . MEMET.
MEMET ARA SIRADA MEHMETÇİKLERDEN ANLATIRDI, SOHBETE KATILANLARA BİZİM ASKERLERİMİZ KAHRAMANDI DERDİ .MEMET.
MEMET, BİRAZ DAHA DERİNLERE DALARDI ZAMAN İLERLEDİKÇE,KENDİSİ ORADA BULUNANLARA SİZ ÇOK SEVİYORUM DERDİ MEMET.
MEMET, DERDİ Kİ, GELECEKTE BİR GELECEK. BENDE MURADIMA ERECEM,
AMA MURADININ NE OLDUĞUNU KİMSE BİLMEZDİ MEMEDİN.
MEMEDİN GİTMEK VAKTİ GELİYORDU EV’ E AĞIR ,AĞIR KAPIYA DOĞRU YÜRÜYORDU. GİTMEK İSTİYORDU AMA GİDEMİYORDU.TEKRAR ELİNDE BİRASIYLA GERİ GELİYORDU. ARKADAŞLAR SİZİ ÇOK SEVİYORUM DERDİ ,MEMET
MEMET SİGARASINI TÜTTÜRÜR, OTURURDU BİR KÖŞEYE VARMI, DİYECEĞİNİZ BEN SİZİ ÇOOK SEVİYORUM.
MEMET HASTANEDEN, FATİH’DEN, ÇAPA’ DAN BAHSEDERDİ, DİNLEYENLERE ÇOK ZEVK VE NEŞE VERİRDİ .MEMET.
MEMET DERDİ Kİ, BİRİLERİ YATAKTA YAN ÇİZMEZSE, YOKSA BEN ÇOK SAĞLIKLIYIM HAAA, HENÜZ HİÇ HASTA OLMADIM. DERDİ.
MEMET DERDİ Kİ , KUZULAR GELDİ, BUNLAR IN HEPİSİ KUZU AMA ANGUTLAR DA VAR , DERDİ, KUZULARDAN KASTI HOŞ GÖRÜSÜYDÜ, KOYUNUN KUZUSUNDAN BAHSETMİYORUM DERDİ. 09/06/2008
ALİ KARAGÖZ
|
|
|
| Devamı |
 |
Yorumlar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
SONSUZA DEK SEVİLMEYE DEĞERSİN.
11.06.2008 Eğitim
|
|
|
SONSUZA DEK SEVİLMEYE DEĞERSİN.
Mor menekşem, ak portakal çiçeğim
Sonsuza dek sevilmeye değersin.
Tozpembe hayalim, mavi gerçeğim,
Sonsuza dek sevilmeye değersin
Düşlerim göğsüne yaslanır her gün,
Yüreğim sevginle beslenir her gün,
Güneş, gül yüzünle süslenir her gün,
Sonsuza dek sevilmeye değersin.
Dolunay misali nakışın güzel,
Yavru ceylan gibi bakışın güzel,
Kalbimi derinden yakışın güzel,
Sonsuza dek sevilmeye değersin.
|
|
|
| Devamı |
 |
Yorumlar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
DAVET KAR DAĞLARI
30.04.2008 Doğa-Çevre
|
|
|
|
DAVET KAR DAĞLAR!
İnsan bazen başını alıp gitmek ister. Hele bahar bastırınca. Bu istekte başrol dağlarındır. En güzel düşler, dağlarda yürüyüş düşleridir
Anılarını terk etmeyen bir kent Ardahan. Uygarlıkların paylaşamayıp uğruna savaştığı bir kent... Tarih öncesinden kalma duvar resimleri, Damal´da bezenen ´Türkmen Kız´, kesilen sarıçamlarına düzülen manileri ve Damal dağlarına yansıyan Atatürk silueti ile Ardahan ve sahip olduğu bakir coğrafya keşfedilmeyi bekliyor.
Türkiye’nin en kuzeydoğusundaki başı dumanlı dağları, şenlikli yaylaları, konuk sever insanları, topraktan fışkıran deli yeşili, hıngali, tulug peyniri ve balı ile ünlü Ardahan’a hoş geldiniz...
Yürüyüşünüz boyunca masmavi bir gök ile pırıltısını üzerinizden hiç eksik etmeyen güneş eşlik eder size... Doğa sandığında yeşile dair ne varsa çıkarıp önünüze serer...
Gece başlayan gök gürültüsü ise Ardahan’da olduğunuzu hatırlatır. Etrafı gündüz gibi aydınlatan şimşeklerin ardından yağmur başlar. Dışarıda yağmur damlalarının tıpırtısını duyarak sobanın üzerinde demlediğiniz çayları yudumlarken közde pişmiş kartopinin kokusu bir başka güzel olacaktır...
Dağ sıralarında bir noktada ışık altın gibi yanar, tepenin kenarında küçük bir yeri eritir, oyuk açar gibidir. Bu noktada eritir, eritir ve aniden yoğun, ergin, canlı bir ışık ortaya çıkar. Aniden erir dağlar, ışık aşağıya iner..
Çiçekli patikalar, sessizlik, şırıl şırıl akan dereler, kuş sesleri, rüzgârın uğultusu, ormanlar, bulutlar, uzaklardaki karlı zirveler özgürlük hissini verir Ardahan’da.
Şehrin kurulduğu alanın rakımının yüksek olması, sanki bulutlar geçerken, Türkiye´nin diğer yerlerine göre daha yakınmışlar gibi bir izlenim veriyor. Uzansanız dokunabilirsiniz onlara!
Özellikle bahar aylarında bulutlu hava ile ansızın açan güneş şehir üzerinde ilginç ışık gölge oyunları yapıyor.
Düzlük bir arazi üzerinde kurulu olan bu küçük, güzel şehir doğal güzelliği ve antik dönemlere uzanan tarihi ile birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. İlin hemen her yerinde kalıntılara rastlamak mümkündür.
Havası güzel, suları berrak berrak,insanları candan olan ilçenin en önemli iki olayı; Yüce Atatürk´ün Dağlarında yansıması ve elemeği göz nuru olan bebekleridir. Nasıl ki Dağlarında Atatürk ben ölmedim buradayım diye yansıyorsa, bebeklerinin her bir karesinde buram buram Anadolu kültürü kokmaktadır, sayasıyla, bohçasıyla, saçının örükleriyle ve gümüş takılarıyla tam bir Anadolu anasını anlatır onlar bakan insanlara…
Ardahan yöresine ilişkin en çok vurgulanan özelliklerden biri, tarihsel geçmişiyle ilişkilendirilen kültürel çeşitliliğidir. Bu çeşitlilik; Ardahan yöresinin müziğinden, halk oyunlarına, yemeklerinden konukseverliğine dek her boyutta izlenebilmektedir.
Tarihinde birçok kavme yurt, birçoğuna yol olmuş Ardahan, bu kavimlerin her birinden, kültürel mirasına bir parça ekleyerek zengin kültürünü oluşturmuştur. Bundandır ki çok uzak yörelerin birçok özelliğinin, aynı ya da benzer boyutta bu bölgede gözlenebilmesi olanaklıdır.
Bu doğrultuda, Ardahan Yöresi Halk Oyunları’nda da bu zengin kültürü ve çeşitliliği görebiliyoruz. Yöre oyunları Kafkas, bar ve halay oyunlarının bir sentezi durumunda olup, yörede ağırlıklı olarak bar oyunları oynanmaktadır. Hemen hemen her yerde oynanan bar oyunları yanında Ardahan yöresinde Kafkasya kökenli oyunlar da görmemiz mümkündür
Güler yüzlü ve konuk sever insanları, yabani orkide ve yaban gülleri başta olmak üzere zengin florası, eşsiz doğası ile ayrılırken bile gönlünüz ve anılarınız Ardahan’da kalır…
|
|
|
|
| Devamı |
 |
Yorumlar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TABİAT
04.04.2008 Doğa-Çevre
|
|
TABİATIN DOSTUYAM.
LALELİ ÇİMENLER, NERGİSLİ ÇÖLLER,
GECEYİ MAHMERİ ,GÜLÜMSER GÜLLER,
YEŞİLBAŞ ÖRDEKLER, SONALI GÖLLER,
YARPIZLI,NANELİ KAYNAR ÇEŞMELER,
TABİATIN DOSTUYAM BEN.
O BUMBUZ BULAKLAR, ORMAN MEŞELER,
ÇEYRANLI, ÇAYIRLI TALA ÇİLEKLER,
KINALI KEKLİKLER, HAL KELEBEKLER,
DERELİ DEHANLI KEHRİZLİ KENTLER,
TABİATIN DOSTUYAM BEN.
O KAYMAK ÇİÇEĞİ ,AĞ KUŞEPPEYİ
O ÇOBAN YASTIĞI, AYI DÖŞEĞİ
GÖĞÜN GÖK KUŞAĞI , ÇAKAN ŞİMŞEĞİ
AKAN ÇOBAN YILDIZI,GÜLEN GÜNEŞİ
TABİATIN DOSTUYAM BEN.
MAĞARA ZAĞALAR, MAMUR KAYALAR
ŞİŞ UCLU ZİRVELER, YEMYEŞİL YALLAR,
GURURLU KIRIMLI, MAĞRUR KARTALLAR,
O TELLİ TURNALAR, DİLLİ TURNALAR,
YAMACA BAĞLIYAM ,YOLA BAĞLIYAM,
DEREYE TEPEYE, YOLA BAĞLIYAM,
BOSTANA BAĞLIYAM, BAĞA BAĞLIYAM,
VURGUN SAYAK,VURULMUŞAM,HÜSNÜNE,
TABİATIN VURGUNUYAM.DOSTUYAM.
ALİ KARAGÖZ
|
|
|
| Devamı |
 |
Yorumlar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
04.04.2008 Gezi-Tatil
|
|
|
ZİNZALDA KALIFTI
DAHA GÖZÜM YOKTUR DÜNYA MALINDA
ADIM SANIM O ZİNZALDA KALIFTI
O YERLERDEN ELİM OVAM GELENDE
DİN İMANIM O ZİNZALDA KALIFTI
DÜNYA BUNDAN ÖTÜRÜ ZÜLÜMLARA TAY
HAYATIN KAPISI BAĞLI BİR SARAY
GÖRÜNMER GÖZÜME NE GÜNEŞ NE AY
ASUMANIM O ZİNZALDA KALIFTI
DURMUŞAM ÖLÜMLE PENÇE PENÇEDE
ERİYER VARLIĞIM BU İŞKENCEDE
EH GURBET İŞİM GEZEM YAYLADA
GÜNÜM AYIM O ZİNZALDA KALIFTI
HAKKIM YOKTUR EL İÇİNDE ÖĞÜNEM
AZ KALIFTI DERT ÖNÜNDE EĞİLEM
GÖRDÜĞÜMÜZ VATAN OĞLU DEĞİLEM
ADIM SANIM O ZİNZAL DA KALIFTI.
ALİ KARAGÖZ
|
|
|
| Devamı |
 |
Yorumlar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İNSAN dedikleri duvara benzer
04.04.2008 Günlük Yaşam
|
|
|
İnsan dedikleri duvara benzer
Hele suvakları dökülsünde gör
Gördüğün her güzele aldanma
Saç ağarsın beli bükülsün de gör
Kara toprak insanları yoğurur
Vedası geleni bir bir çağırır
Arkası kuvvetli fazla bağırır
Dostları yanından çekilsin de gör
Demek ki dünyada olur dermanın
Birgün uyanırsın geçmiş zamanın
Bazı insan der ki ben bir aslanım
Ezrayıl peşine dakılsın da gör
|
|
|
| Devamı |
 |
Yorumlar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İNSAN OLMALI
04.04.2008 Günlük Yaşam
|
|
İNSAN OLMALI
İNSAN DÜRÜST OLMALI AMA KÖLE OLMAMALI,
İNSAN ÇALIŞKAN OLAMALI AMA YALAKA OLMAMALI,
İNSAN HAYIRSEVER OLMALI AMA RİYAKAR OLMAMALI,
İNSAN TEMİZ OLMALI AMA KİBİRLİ OLMAMALI.
İNSAN İNSANA SAYGI DUYMALI AMA EĞİLMEMELİ,
İNSAN SEVGİ GÖSTERMELİ AMA KUL OLMAMALI,
İNSAN KIYAFET ÖNEM VERMELİ AMA ŞEKİLCİ OLMAMALI,
İNSAN KÜÇÜKLERİ SEVMELİ AMA KÜÇÜLMEMELİ.
İNSAN BÜYÜKLERİNE SAYGILI OLMALI AMA AMA EZİLMEMELİ,
İNSAN BİLGİLİ OLMALI AMA BÖBÜRLENMEMELİ,
İNSAN DİL BİLMELİ AMA BİLDİĞİNİ KANITLAMALI,
İNSAN ALİM OLMALI AMA GAFİL OLMAMALI.
İNSAN ALLAH ‘A KUL OLMALI AMA İNSAN A KUL OLMAMALI,
İNSAN RESUL OLMALI AMA KÖLE OLMAMALI,
İNSAN BİRAZDA SEVİMLİ OLMALI AMA NEMRUT OLMAMALI,
İNSAN AKILLI OLMALI AMA AKIL VERMEMELİ.
İNSAN DEĞER VERMELİ AMA KENDİNİ HAKİR GÖRMEMELİ,
İNSAN DÜŞÜNMELİ AMA KEDERLİ OLMAMALI,
İNSAN ER MEYDANINA ÇIKMALI AMA KEDİ OLMAMALI,
İNSAN KAVGA YAPMALI AMA TİLKİLİK YAPMAMALI.
İNSAN EĞİLMELİ, GÜLMELİ AMA SIRITMAMALI,
İNSAN AYAKLARIYLA YÜRÜMELİ AMA BAŞKALARINA DAYANMAMALI,
İNSAN AĞLAMALI AMA TİMSAH GÖZ YAŞLARI DÖKMEMELI,
İNSAN YÜRÜMELİ,KOŞMALI AMA HEP OTURMAMALI.
ALİ KARAGÖZ
|
|
|
| Devamı |
 |
Yorumlar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ANLADINMI
14.03.2008 Eğitim
|
|
|
Anladın mı?
Hicran destanını kendinden oku,
Mecnun´dan duyup da rivayet etme.
Aşkın Leyla´sını gördünse söyle.
Söz temsili bulup hikayet etme.
Yüz bin Leyla doğar alemde her gün,
Senin aradığın zevk, sefa düğün.
Tutacağın işi önceden düşün;
Daha ilk adımda nedamet etme.
Sevdanın oduna pek güvenilmez,
Tutuşurşan eğer kolay sönülmez.
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
Canına kıymazsan seyahat etme.
İyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın ,gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme.
Kabe´den maksadın varmaktır yara,
Kör gibi tapınma, kara duvara,
Hızır´ı ararsan kendinde ara,
Bulamadım gibi rezalet etme.
Muhabbet herkesin aklını çelmez,
Gönül viranesi kolay düzelmez.
Alemden çekinme bir zarar gelmez,
Sen kendi kendine hıyanet etme.
Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,
Gençliğin gülşeni gamla solmasın.
Neyzen gibi aklın yarda olmasın,
Özründen çok büyük kabahat etme.
|
|
|
| Devamı |
 |
Yorumlar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
SEVMİŞİM
14.03.2008 Eğitim
|
|
|
Sevmişim
|
|
|
|
Aşıp âli zikirlerden gâh vardan can sevmişim
Güzəllikdə yoktu eşi, asil canan sevmişim.
Âlim yetmez eteğine yolum kesip alaylar
Adı pinhan, özü pinhan, sözü pinhan sevmişim.
Adın tutsam Mansur kimi dara çəkərlər beni
Duyum gərək Yəsəvini, Bahəddini, emrini
Görmek için “Cənnət” adlı çəmənzarı, gülşəni
Esir olup yollarında hayran-hayran sevmışəm.
Kimi sevmişti Fəyzlullah, kimi sevdi Nesimi?
Vurulmuştu imam Şamil, Molla Cuma, Nizami
Kimdi düzen yere, göye bu boyda intizamı?
Hak-adalet, saf muhabbet, edep-erkân sevmişim.
Boyun eğip mürşidime, âlin öptüm şeycimin
Saz sinəmdə, hak dilimde, saflık aşk ima zemin
Sinse gamım deryalarda gark olmaz gönül, bilin
Saklar Mevla pənahında gör Nə divan sevmişim.
Tutup şeriat yolunu, anladım tarikatı
Maarifətdən geçti gönül bulmağa hakikati
Kismət olsa Ali nin en büyük ziyareti
Değer - Bade bu dünyada bir zer nişan sevmişim.
Ali karagöz
|
|
| | | | |